4 Nisan 2012 Çarşamba

Cennetin Anahtarı: "Muhabbet"


Dünya nüfusunun üçte biri müslüman; yani biz, yaklaşık iki milyar insan…
Tek olan Allah'a iman ediyoruz.
Bütün peygamberlere imanla birlikte Hz. Muhammed Mustafa s.a.v'i son peygamber olarak kabul ediyoruz.Ne getirdiyse hepsine iman ediyoruz.
Rasul-i Ekrem s.a.v'in "İman etmedikçe cennete giremezsiniz." dediğini hepimiz biliyoruz. Elhamdülillah iman ettik, cenneti ümit ediyoruz.
Peki, Efendimiz s.a.v'in bu mübarek sözlerinin hemen peşinden ifade buyurmuş olduğu hakikate aynı hassasiyeti gösteriyor muyuz? İşte bunu iyi düşünmek lazım.
Efendimiz s.a.v. "İman etmedikçe cennete giremezsiniz." diye başlayıp, sözlerine şöyle devam etmişti:

"Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız!"
İnanıyorsak Sevmemiz Lazım.
İnananlar olarak birbirimizi seviyor muyuz? Ya da soruyu şöyle soralım:
Yeteri kadar seviyor muyuz?
İşte bunu anlamak için yine Efendimiz s.a.v'in yukarıdaki iki mübarek cümleden sonra söylediğini ne kadar uyguladığımıza bakmalıyız.Şöyle buyurmuştu:
"Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size işaret edeyim mi? Aranızda selamlaşmayı yayın." (Müslim, İman 22)
Hepimiz cennete girmek ve oradaki nimetlerle birlikte, en büyük nimet olan Allah'ın cemalini seyretmek istiyoruz. Buna ulaşmak, iman etmekle mümkün. İman ettik diyoruz ama imanın hakikatine ulaşabilmiş miyiz? Bunu anlayabilmek için şöyle kendimizi bir yoklamalıyız. Kalbimize bakmalıyız. "Mümin kardeşlerimi seviyor muyum veya ne kadar seviyorum?" diye sormalıyız kendimize.
İnsan en kolay kendini kandırır. Sorumuza cevap ararken temennilerimizi gerçek zannedip yanılmak yerine sabit ölçülerle hareket etmek gerekir. Efendimiz s.a.v'in bu konuda koyduğu ölçü de şudur:
"Sizden biriniz, kendisi için sevdiği bir şeyi mümin kardeşi için de sevmedikçe (tam manasıyla) iman etmiş olamaz." (Buharî, İman 6)
Şimdi dürüstçe cevap verelim:
Seviyor muyuz? Sevebiliyor muyuz?
Gönlümüz ne durumda?
Kardeşlerimizin derdiyle ne kadar dertleniyoruz?
Hakikaten bir ve beraber miyiz? Bir araya gelebiliyor muyuz?
Birlikte neyi paylaşıyoruz, güzellikler mi üretiyoruz, soğuk rüzgârlar mı esiyor aramızda?
Kardeşlerimizin Hakk'a ve hayra yönelmesine, yol almasına, şevkine ve heyecanına katkıda bulunabiliyor muyuz?
Müminler olarak aramızdaki bağlarla ilgili önemli eksiklerimiz olduğunu kabul etmeyen yoktur sanırız.Peki, çare nedir?

(Mehmet Işık/Semerkant Derg.)

Dara düşünce tek yardımcın Allah tır yeterki istemesini bil

Ashabdan Enes bin malik (r.d ) anlatıyor:
Hz peygamber'in (s.a.v) ashabı içinde Ebu Ma'lek diye birisi vardı. Bu zat, Şam ile Medine arasında tüccarlık yapardı.
Kendisi Allah Tealaya tevekkül ederek bir kafileye katılmaz kendisi , yalnız gidip gelirdi. Bir defasında Şam'dan Medineye doğru gelirken önüne at üzerinde bir hırsız çıktı.
Dur dur! " diye bağırdı. Tüccar durdu ve hırsıza,
"İşte malım , al senin olsun; beni bırak dedi. Hırsız,
"Ben malı istemiyorum, seni öldürmek istiyorum" dedi.
Tüccar,
Beni öldürüp eline ne geçecek? İşte malım , senin işine yarar, al da beni bırak!" dedi. Hırsız aynı sözleri tekrar etti, onu öldüreceğini söyledi. Tüccar,
"Öyleyse bana biraz müsade et de bir abdest alıp namaz kılayım, yüce Rabbime dua edeyim" dedi Hırsız,
"İstediğini yap " dedi.
Ebu Ma'lek, abdest aldı, sonra namaz kıldı; namazdan sonra ellerini açtı ve şöyle dua etti:
"Ya Vecud... Ya Vedut...
Ya Zel-Arşi'l-Mecid
Ya Mubdiü Ya Müid
Ya Fe'alün Lima yürid
Es-elüke bi nuri vechikellezi melee erkane arşik
Ve es-elüke bi kudretikelleti kaderte biha ala halkık,
Ve bi rahmetikelleti vesiat külle şey'in
La ilahe illa ente
Ya Müğis, eğisni."
Manası:
"Ey yüce dost, ey yüce arşın sahibi!
Ey yoktan var eden, var ettiğini yok eden rabbim!
Ey her istediğini yapan Allahım!
Arşın her yanını dolduran Zatının nuru hürmetine,
Bütün mahlukata hükmettiğin kudretinin azametine,
Her şeyi kuşatan rahmetinin bereketine,
Senden istiyorum.
Senden başka ilah yoktur.
Ey çaresizlerin yardımına yetişen Allah'ım, bana yardım et".
Bu duayı üç kez tekrarladı.
Duasını bitirir bitirmez boz renkli, yeşil elbiseli bir atlı belirdi. Elinde nurdan bir mızrak vardı.Hırsız kendisine yaklaşınca atlı ona hücüm edip mızrağı öyle bir vurdu ki, hırsız atından yuvarlandı. Sonra tüccara dönerek,
"kalk onu öldür" dedi. Tüccar,
" Sen kimsin? Ben bu zamana kadar hiç kimseyi öldürmedim. Onu öldürmek hoşuma gitmez" dedi.O zaman atlı gidip hırsızı öldürdü, sonra tüccarın yanına geldi ve ona şöyle dedi:
"Ben üçüncü kat gökte bulunan bir meleğim. Sen ilk dua ettiğin zaman göğün kapılarının gıcırdayıp ses verdiğini işittik ve, "Yeni bir olay oluyor !" dedik. Sen ikinci kez dua yapınca göğün kapıları açıldı.Sonra üçüncü kez dua edince, Cebrail gelerek,
" Şu anda darda kalmış kula kim yardım eder? dedi. Ben yüce Allah'dan o hırsızı öldürme işini bana vermesini istedim, izin verildi ve sana yardıma geldim.
Ey Allah'ın kulu, Şunu Bil, "KİM BAŞINA GELEN HER TÜRLÜ SIKINTI VE MUSİBETTE SENİN YAPTIĞIN DUA" ile dua yaparsa, Allah Teala onun sıkıntısını giderir,kendisine yardım eder!".
Bu tüccar sağ-sağlim Medine'ye döndü, Hz peygamber (s.a.v.) yanına geldi, başından geçenleri ve yaptığı dua'yı kendisine anlattı. Hz peygamber(s.a.v) ona,
"Allah Teala sana kendisiyle dua edilince kabul ettiği, bir şey istenirse verdiği güzel isimlerini öğretmiş" buyurdu...
dara düştün mü tek yardımcı tek kurtarıcı ALLAH (c.c) ondan dile yardımı...